THHP E-BÜLTEN NİSAN 2026
TEMİZ HAVA HAKKI PLATFORMU’NDAN
BM Çevre Hakkı Özel Raportörü: Hava kirliliği artık bir insan hakları krizidir.

Temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre insan hakkı Özel Raportörü Astrid Puentes Riaño, “Temiz hava solumak, halk sağlığını korumak ve sağlıklı bir çevreyi güvence altına almak için öncelikli adımlar” başlıklı rapor Mart ayında yayınlandı. THHP olarak raporu Türkçe’ye kazandırdık.
Rapor, hava kirliliğinin yalnızca bir çevre sorunu değil, aynı zamanda küresel bir insan hakları krizi olduğunu ortaya koyuyor. Temiz hava uluslararası hukuk kapsamında sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilirken, bugün dünya genelinde milyarlarca insan bu haktan yararlanamıyor.
Daha fazla bilgiye ve rapora ulaşmak için tıklayınız.
Webinar: Bir İnsan Hakkı Olarak Temiz Hava Solumak

7 Nisan 2026 Dünya Sağlık Gününde THHP ve uluslararası ortakları tarafından “Bir İnsan Hakkı Olarak Temiz Hava Solumak: COP31 Öncesinde Halk Sağlığı ve Çevre Korumasının Geliştirilmesi” başlıklı webinar düzenlendi.
Webinarda konuşan uluslararası ve Türkiye’den uzmanlar hava kirliliği ve iklim krizinin ayrı değil, tek bir halk sağlığı krizi olduğunu vurguladı ve fosil yakıtların bu krizin temel nedeni olduğuna dikkat çekti. Uzmanlar COP31 öncesinde sağlık boyutunun iklim politikalarının merkezine alınması çağrısında bulundu.
Webinara dair daha fazla bilgi için tıklayınız.
Webinarı izlemek için tıklayınız.
Blog Yazısı: Temiz Hava ormanların da Hakkı!

Ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret değil; temiz hava üretiminden iklimin dengelenmesine, biyoçeşitliliğin korunmasından insan sağlığının desteklenmesine kadar yaşamın temelini oluşturuyor. Ancak iklim krizi, artan yangınlar ve insan faaliyetleri nedeniyle bu hayati ekosistemler her geçen gün daha fazla baskı altında. Oysa temiz hava yalnızca insanların değil, ormanların da hakkı.
THHP’den İrem Öztürk’ün kaleme aldığı blog yazısını okumak için tıklayınız.
DÜNYADAN
Hava Kirliliği Avrupa’da Resmen Kanser Riski Olarak Tanındı
Avrupa’da hava kirliliği ilk kez resmi olarak kanser riskleri listesine dahil edildi. European Code Against Cancer’ın güncellenen beşinci edisyonu, uzun süreli kirli hava maruziyetinin kanser gelişimiyle bağlantısına dair bilimsel uzlaşının güçlendiğini ortaya koyuyor.
Yeni rehber, bireyler için maruziyeti azaltmaya yönelik öneriler sunsa da uzmanlar asıl sorumluluğun kamu politikalarında olduğuna dikkat çekiyor. Hava kirliliğinin yalnızca akciğer kanseriyle değil, kalp-damar ve solunum hastalıklarıyla da ilişkili olduğu vurgulanırken, bu güncellemenin daha güçlü temiz hava politikaları için önemli bir dayanak oluşturduğu belirtiliyor.
Daha detaylı bilgi için tıklayınız.
Şirketler Hava Kirliliğini Konuşuyor ama Veri Paylaşmıyor

Yeni bir analize göre, şirketler hava kirliliğini sürdürülebilirlik raporlarında sıkça dile getirse de somut veri açıklama konusunda ciddi bir “raporlama açığı” bulunuyor. 1.000 büyük şirketin incelendiği çalışmada, firmaların %90’dan fazlası rapor yayımlarken, üçte birinden azı kirleticilere dair nicel veri paylaşıyor; PM, NOx ve SOx gibi kirleticilere ilişkin detaylı açıklamalar ise oldukça sınırlı kalıyor.
Global Reporting Initiative(GRI) tarafından yürütülen araştırma, şirketlerde farkındalık yüksek olsa da ölçüm, izleme ve şeffaflık mekanizmalarının yetersiz kaldığını ortaya koyuyor. Küresel raporlama standartlarını kullanan şirketlerin daha kapsamlı veri sunduğu görülse de genel tablo, yatırımcılar ve politika yapıcılar açısından hava kirliliği etkilerinin tam olarak değerlendirilemediğine işaret ediyor.
Raporun tamamına ulaşmak için tıklayınız.





