Skip to main content

Ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret değil; temiz hava üretiminden iklimin dengelenmesine, biyoçeşitliliğin korunmasından insan sağlığının desteklenmesine kadar yaşamın temelini oluşturuyor. Ancak iklim krizi, artan yangınlar ve insan faaliyetleri nedeniyle bu hayati ekosistemler her geçen gün daha fazla baskı altında. Oysa temiz hava yalnızca insanların değil, ormanların da hakkı.

Ormanlar havayı temizleyen en önemli doğal sistemlerdir. Ağaçlar, yaprakları aracılığıyla toz, kül, polen ve duman gibi partikülleri tutarak havayı filtreler. Bunun yanında azot oksitler, kükürt dioksit ve ozon gibi zararlı gazları emerek hem insan sağlığını hem de ekosistemleri korur. Fotosentez yoluyla karbondioksiti depolayarak iklim krizinin etkilerini azaltır.

Nefes almamızı sağlayan görünmez bir koruma kalkanı görevi gören ormanlar, güçlü olduğu kadar kırılgan sistemlerdir. Kirleticilerin yoğunlaşması sonucu bu sistem bozulur ve bu kırılgan sistemlerde riskler artar.

Ozon ve diğer kirleticiler

Azot oksitler (NOₓ) ve uçucu organik bileşiklerin (VOC) güneş ışığıyla tepkimesi sonucu oluşan ozon (O₃), bitkiler için en zararlı kirleticilerden biridir. Atmosferin üst katmanlarında bizi koruyan bu gaz, yeryüzüne yakın seviyelerde biriktiğinde orman ekosistemleri için ciddi bir tehdit haline gelir.

Ozon, bitkilerin yapraklarından içeri girerek fotosentezi azaltır; yapraklarda hasara, ağaçların büyümesinde gerilemeye neden olur. Kök gelişimini zayıflatır, bitkileri hastalıklara, zararlılara ve iklim stresine karşı daha savunmasız hale getirir. Araştırmalar, bitkilerin ozona karşı insanlardan daha hassas olduğunu gösteriyor: Sağlık açısından insanlar için belirlenen en yüksek ozon düzeyi yaklaşık 60 ppb iken, yer seviyesinde bitkiler için 40 ppb civarındadır.

Ozonun yanı sıra asitleşmeye neden olarak orman topraklarını zayıflatan kükürt bileşikleri, bitki topluluklarının dengesini bozan azot birikimi ve besin zincirinde biriken ağır metaller ekosisteme büyük zarar verir.

Ozonun ve diğer kirleticilerin oluşumuna yol açan bileşikler büyük ölçüde fosil yakıt kullanımından kaynaklanır. Buna rağmen ozon çoğu zaman şehir merkezlerinden ziyade kırsal alanlarda ve ormanlarda daha yüksek seviyelerde ölçülür.

Bu durum, mevcut hava kalitesi politikalarının ekosistemleri korumakta yetersiz kalabileceğini gösteriyor.

Gözden kaçan kirletici: Siyah Karbon

Hava kirliliğinin en kritik ama çoğu zaman gözden kaçan bileşenlerinden biri  olan siyah karbon; dizel araçlar, kömür kullanımı, biyokütle yakımının yanı sıra orman yangınları sonucunda da yoğun olarak ortaya çıkar.

PM2,5 olarak bilinen ince partikül maddelerin önemli bir kısmını oluşturan siyah karbon, güneş ışığını emerek atmosferi ısıttığı için güçlü bir iklim kirleticidir. Ormanlar üzerinde ise çok katmanlı etkileri vardır; yaprak yüzeyine birikerek ışık alımını azaltır, fotosentezi baskılar, toprak ve su döngülerine girerek uzun vadeli ekosistem etkileri yaratır.

Siyah karbon, yangınlarla birlikte arttığında geri besleme döngüsü oluşturduğu için daha fazla ısınmaya ve daha fazla yangına sebep olur.

Yangınların büyük zararı

Türkiye’de de son yıllarda oldukça yıkıcı etkileri yaşanan orman yangınları, iklim kriziyle birlikte artmaya devam ediyor. Artan sıcaklıklar, uzun süren kuraklık dönemleri ve insan faaliyetlerinin baskısı, orman yangınlarını hem daha sık hem de daha yıkıcı hale getiriyor. Bu yangınlar yalnızca ağaçları ve orman canlılarını yok etmiyor; aynı zamanda havayı kirleterek insan sağlığını ve tüm ekosistemleri tehdit ediyor.

Orman yangınları sırasında atmosfere yayılan duman; gazlar ve çok küçük partiküllerden oluşan karmaşık bir bileşimdir. Özellikle PM2,5 olarak bilinen ince partikül maddeler, solunum yollarına kolayca girerek kısa vadede tahrişe, uzun vadede ise ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Türkiye’de de son yıllarda yaşanan büyük yangınlar, hava kalitesi üzerindeki etkileriyle dikkat çekiyor. Uydu verileri, yangın dönemlerinde partikül madde seviyelerinde ciddi artışlar yaşandığını ortaya koyuyor. Ancak birçok yangın bölgesinde ölçüm istasyonu bulunmaması, sorunun gerçek boyutunu tam olarak görmemizi zorlaştırıyor.

Temiz hava hakkı: İnsanlar ve ormanlar için ortak bir mücadele

Hava kirliliği, yalnızca bir çevre sorunu değil; aynı zamanda bir adalet meselesidir. Ancak bu adalet yalnızca insanlar için değil, tüm canlı türleri için de düşünülmelidir. Ormanlar, bitkiler ve tüm canlılar da temiz havaya ihtiyaç duyar.

Hava kalitesi limitlerinin çoğunlukla insan odaklı olması, hava kirliliğiyle bütüncül mücadele politikaları geliştirilmesinin önüne geçiyor. Ekosistemlerin ihtiyaçları da gözetilerek, ormanların maruz kaldığı kirletici yükü de politikalara dahil etmek gelecek için hayati öneme sahip.

Bunun için en önemli kirletici faktör olan fosil yakıtların kullanımı düşürülmeli ve sürdürülebilir üretim ve tüketim modelleri kullanılmalıdır. Hava kalitesi ölçümleri etkin biçimde yapılmalı ve kirleticilerin azaltılması için yapısal adımlar atılmalıdır. Belki de en önemlilerinden biri, iklim krizine karşı dünyanın temel savunma hattı olan ormanları korumak olmalıdır.

Bugün temiz havayı savunmak, aynı zamanda ormanları savunmaktır. Temiz hava herkesin hakkı, ormanların da.

E-Bülten

E-posta adresinizle e-bültenimize kayıt olarak yaklaşan etkinliklerimiz, haberler, raporlarımız ve daha birçok konudan anında haberdar olabilirsiniz.