Kırıklı köylülerinin haklılığı mahkeme tarafından bir kez daha onandı:
KÖMÜR MADENİ PROJESİNİN “ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR” KARARI İPTAL
4 Haziran 2026

Gölbaşı, Eymir ve Mogan gölleri ile Ankara’nın sayfiye yeri olarak da bilinen bir ilçesi. Kırsalında ise tarım ve hayvancılık hala ana geçim kaynağı. Gölbaşı’nın bilinmeyen bir yönü ise ilçeye bağlı Kırıklı köyü sınırları içindeki kömür madeni projesi ve yarattığı ekolojik tehdit.
Köy sınırları içerisinde daha önceki yıllarda açılmış faal bir kömür madeni var. Kırıklı sakinleri on yıllardır bu açık maden ocağının yarattığı çevresel sorunlara maruz kalıyorlar. Ancak son beş yıldır, çok daha büyük bir proje ile karşı karşıya kalmış durumdalar.
1100 hektarlık maden ruhsat sahasına sahip yeni kömür madeni projesi eski maden sahasının hemen yanında, Kırıklı köyünün tarım toprakları üstünde. Maden ocağın açılırsa bölgedeki üç köyün su ihtiyacını karşılayan yeraltı su varlıkları da yok olabilecek. Üstelik ocaktan çıkarılan kömür Kırıklı köyünün içinden geçen yoldan taşınacak. Bu her gün 80-90 kamyonun köyün içinden geçmesi sonucu katlanılmaz bir toz ve gürültü kirliliği anlamına geliyor. Ayrıca bu yoğunlukta bir trafik, yaşanabilecek kazalar nedeni ile köyde yaşayan insanlar ve hayvanlar için yaşamsal tehdit de oluşturuyor.
Bu proje için ilk çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) süreci Kırıklı köyünün yanı sıra Selametli ve Mahmatlıbahçe köyleri gibi pek çok köyü kapsayacak şekilde 150 hektarlık alan için 2021 yılında başlatılmıştı. ÇED süreci, Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi ASKİ’nin “köyün içme suyuna zarar vereceği” yönündeki olumsuz görüşüyle iptal edilmişti. Ancak ruhsat sahibi firma projeyi küçülterek 24,93 hektarmış gibi gösterdi ve 2023’te ÇED sürecini baypas ederek “ÇED Gerekli Değildir” kararı aldı. Ankara Valiliği tarafından verilen ÇED gerekli değildir kararı, esas olarak projenin 25 hektardan küçük olmasına dayanıyor. ÇED Yönetmeliği’nin Ek 1’inde madencilik projeleri için “25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde (kazı ve döküm alanı dâhil) planlanan açık işletmeler”in ÇED süreci işletmesi zorunlu kılınıyor. Bu, 25 hektar altı projeler için ÇED’in zorunlu olmadığı, ön inceleme ve değerlendirme sürecinin yeterli olacağı anlamına geliyor.
Kırıklı köylüleri, “ÇED gerekli değildir” kararının iptali için 2023’te Ankara Valiliğine dava açtılar. Temiz Hava Hakkı Platformu olarak verdiğimiz hukuki ve teknik destek ile açılan dava üç yıldır devam ediyordu. Davaya Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği de teknik destek sunarken, TEMA Vakfı ise sürece ikinci bir dava açarak katkı vermişti.
Davada, proje tanıtım dosyasındaki ciddi hata ve eksiklikleri, projenin gerçek etkilerinin gizlendiğini ve çevresel etkilerinin bilimsel olarak sağlıklı biçimde değerlendirilmediğini ortaya koyduk. Proje Kırıklı köyünün yanı sıra, Selametli ve Mahmatlıbahçe köylerinin de yok olmasına; Mogan ve Eymir göllerinin kirlenmesine ve bölgenin susuz kalmasına yol açacak büyük bir tehdit oluşturuyordu. Özellikle neden olacağı hava, su ve toprak kirliliği ile bölgedeki tarım ve hayvancılığı olumsuz etkileyecek bir projeydi. İnsan sağlığı üzerinde de ciddi olumsuz etkiler yaratacaktı.

Dava sürecinde, mahkeme tarafından yapılan ve yedi farklı uzmanlık alanından bilirkişinin yer aldığı keşif ve teknik inceleme sonucunda hazırlanan kapsamlı rapor iddialarımızı doğruladı. Projenin olduğundan küçük gösterilerek ÇED sürecinden kaçınıldığını, hava kalitesi modellemelerinin, emisyon hesaplamalarının, gürültü ve kümülatif etki değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, su kaynakları üzerindeki etkilerin yeterince değerlendirilmediğini ve proje tanıtım dosyasının bilimsel ve teknik açıdan yetersiz olduğunu açıkça ortaya koydu.
Bu teknik tespitler doğrultusunda mahkeme davamızı kabul ederek “ÇED gerekli değildir” kararını iptal etmişti. Ancak bu karar, davanın esasına ilişkin teknik veya hukuki değerlendirmeler nedeniyle değil, proje sahibi firmaya yargılama sürecinde ihbar yapılmamış olması nedeniyle Danıştay tarafından bozuldu ve yargılamanın tekrar yapılması için Ankara 9. İdare Mahkemesi’ne gönderildi. İkinci tur yargılamada proje sahibinin davaya katılımı sağlandı ve müdahil proje sahibi tüm teknik sürecin baştan tekrarlanmasını talep etti. Ancak mahkeme mevcut bilirkişi raporunun bilimsel ve teknik olarak yeterli, açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğunu değerlendirerek bu talebi kabul etmedi ve yeniden yaptığı yargılamada bir kez daha davamızı kabul etti.
Kırıklı köylülerinin yaşam alanlarını korumak için yürüttüğü bu mücadelede proje alanının ÇED sürecini işletmemek amacıyla küçük gösterildiği, projenin gerçek etkilerinin gizlendiği bağımsız teknik incelemeyle tespit edilmiş ve 2 ayrı idare mahkemesi de verdikleri iki ayrı kararla bu hukuka aykırılığı ortaya koymuştur. Bugün geldiğimiz noktada Kırıklı dosyası, ÇED sürecinden kaçınmak amacıyla projelerin olduğundan küçük gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunun ve hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiğinin yargı kararıyla bir kez daha ortaya konulduğu önemli bir örnek niteliğindedir.
Madencilik projeleri, büyüklüğüne bakılmaksızın çevresel etkileri bakımından değerlendirilmeli, özellikle aynı saha içinde ya da yakın alanlarda çevreye zarar veren başka projeler varsa kümülatif çevresel etkiler mutlaka incelenmelidir.
Tüm canlılar için sağlıklı bir çevrede yaşama ve yaşam hakkının gereği budur.
Av. Ceren Pınar Gayretli ve Deniz Gümüşel





